Her binaya paratoner gerekir mi?
Yıldırımdan korunma konusunda en sık karşılaştığımız soru budur: "Binamıza paratoner koymamız gerekiyor mu?" Bu sorunun doğru cevabı ne "her binaya mutlaka gerekir" ne de "bizim bölgemize yıldırım düşmez, gerekmez" olabilir. Cevap, yapının kendisine, bulunduğu yere, nasıl kullanıldığına ve içinde neler bulunduğuna bağlıdır.
İki örneği karşılaştıralım. Kırsal bir bölgede, çevresinde başka yapı bulunmayan, içinde yüzlerce kişinin çalıştığı ve hassas bilgi işlem sistemlerinin yer aldığı yüksek bir fabrika binası ile şehir merkezinde, çevresi kendisinden yüksek binalarla çevrili, az kişinin bulunduğu alçak bir depo aynı riski taşımaz. Birincisi için kapsamlı bir yıldırımdan korunma sistemi zorunlu olabilirken, ikincisi için risk zaten kabul edilebilir düzeyde olabilir.
TS EN 62305-2 standardı bu farkı sayısal olarak ortaya koymak için bir risk değerlendirmesi yöntemi tanımlar. Koruma ihtiyacı tahminle değil, hesapla belirlenir. Bu sayede hem gereksiz harcamaların önüne geçilir hem de korunması gereken yapıların yetersiz korunması engellenir.
Risk değerlendirmesi neyi hesaplar?
Risk değerlendirmesi, yıldırımın bir yapıda yol açabileceği kayıpları dört grupta ele alır:
- L1 – İnsan hayatı kaybı: Yapının içinde veya yakınında bulunan kişilerin yaralanması ya da hayatını kaybetmesi.
- L2 – Kamu hizmeti kaybı: Enerji, su, doğalgaz, haberleşme gibi kamuya sunulan hizmetlerin kesintiye uğraması.
- L3 – Kültürel miras kaybı: Müzeler ve tarihi yapılar gibi yeri doldurulamayacak değerlerin zarar görmesi.
- L4 – Ekonomik kayıp: Yapının, içindeki ekipmanın ve stokların zarar görmesi, faaliyetin durması nedeniyle oluşan maddi kayıplar.
Her kayıp türü için yıldırımın yapıyı etkileyebileceği farklı yollar ayrı ayrı değerlendirilir. Yıldırım doğrudan yapıya düşebilir; yapının yakınına düşerek iç sistemlerde aşırı gerilim oluşturabilir; yapıya giren enerji veya haberleşme hattına ya da bu hattın yakınına düşerek hat üzerinden yapının içine ulaşabilir. Her bir yol, yangın, insanlar üzerinde tehlikeli dokunma ve adım gerilimleri veya elektrik ve elektronik sistemlerin arızalanması gibi farklı zararlara yol açabilir.
Hesaplamada dikkate alınan başlıca parametreler şunlardır:
- Yapının bulunduğu bölgedeki yıllık yıldırım yoğunluğu
- Yapının boyutları, yüksekliği ve çevresindeki yapılara göre konumu
- Yapıya giren hatların türü, uzunluğu ve havai ya da yeraltı oluşu
- Yapıdaki kişi sayısı, panik riski ve tahliye koşulları
- Yangın riski ve yapıda yanıcı veya patlayıcı madde bulunup bulunmadığı
- İç sistemlerin aşırı gerilime karşı hassasiyeti
- Mevcut koruma önlemleri (yıldırımdan korunma tesisatı, aşırı gerilim koruma cihazları, yangın söndürme sistemleri)
Bu parametrelerle her kayıp türü için bir risk değeri hesaplanır. İnsan hayatı, kamu hizmeti ve kültürel miras kayıplarına ait riskler standartta tanımlanan kabul edilebilir risk değeriyle (RT) karşılaştırılır; ekonomik kayıp ise korumanın maliyeti ile önlenen kaybın karşılaştırıldığı bir maliyet–fayda değerlendirmesiyle ele alınır.
Koruma seviyesi (LPL) nasıl seçilir?
Hesaplanan risk kabul edilebilir değerin altındaysa yapı için ek yıldırımdan korunma önlemi gerekmez. Bu da önemli bir sonuçtur ve raporla belgelenir. Böylece işletme, gereksiz bir yatırım yapmadan, koruma ihtiyacının değerlendirildiğini gösterebilir.
Hesaplanan risk kabul edilebilir değerin üstündeyse, riski yeterince düşürecek önlemler belirlenir. TS EN 62305 serisi dört yıldırımdan korunma seviyesi tanımlar: LPL I, LPL II, LPL III ve LPL IV. LPL I en yüksek, LPL IV en düşük koruma seviyesidir. Seçilen seviye, tesisatın tasarımını doğrudan etkiler:
- Yakalama uçlarının yerleşimi ve koruma alanının hesaplanma biçimi
- Ağ (kafes) yöntemi kullanılıyorsa ağ gözü boyutları
- İniş iletkenleri arasındaki mesafe
- Topraklama düzeninin boyutlandırılması
Değerlendirme çoğu zaman yalnızca dış korumayla yetinilmemesi gerektiğini de gösterir. Özellikle bilgi işlem, otomasyon veya hassas üretim sistemleri bulunan yapılarda, enerji ve haberleşme hatlarına aşırı gerilim koruma cihazları (SPD) yerleştirilmesi, yıldırımın neden olabileceği ekonomik kayıpları azaltmanın en etkili yollarından biridir.
Değerlendirmeden sonra ne yapılmalı?
Risk değerlendirmesi raporu, yapının korunmaya ihtiyacı olup olmadığını, gerekiyorsa hangi seviyede korunması gerektiğini ve önerilen önlemlerle riskin ne kadar azaldığını gösterir. Bu rapor, yıldırımdan korunma tesisatının tasarımı için başlangıç noktasıdır. Mevcut bir tesisat varsa, değerlendirme bu tesisatın yeterli olup olmadığını da ortaya koyar. Mevcut paratonerin yapının ihtiyaç duyduğu seviyeyi karşılamadığı da, gereğinden fazla bir sistem kurulduğu da görülebilir.
Değerlendirme bir kez yapılıp unutulmamalıdır. Yapının kullanım amacının değişmesi, yapıya yeni bölümler eklenmesi, içeride hassas sistemlerin kurulması veya yapıya giren hatların değişmesi riski değiştirir. Bu durumlarda değerlendirmenin güncellenmesi gerekir.
Tesisat kurulduktan sonra ise sağlam ve sürekli olduğunun düzenli olarak doğrulanması gerekir. İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği, yıldırımdan korunma tesisatının periyodik olarak kontrol edilmesini öngörür. Yıldırım düşmesi gibi olağan dışı bir olaydan sonra ise periyodu beklemeden muayene yapılması önerilir.
Değerlendirme için ihtiyaç duyulan bilgilerin büyük bölümü yapının projelerinde zaten bulunur. Mimari ve elektrik projeleri, yapıya giren hatların bilgileri ve yapının kullanımına dair temel veriler paylaşıldığında, çoğu zaman kısa bir saha gözlemiyle değerlendirme tamamlanabilir.
Yapınız için risk değerlendirmesi yaptırmak isterseniz yıldırımdan korunma risk değerlendirmesi hizmetimiz hakkında bilgi alabilirsiniz. Mevcut tesisatınızın periyodik kontrolü için de yıldırımdan korunma tesisatı muayenesi sayfamıza göz atabilirsiniz.

